Ah



Hayat beni ileri sardıkça
Seni geriye itecek
Yandığım
Ağladığım
Beklediğim
Büküldüğüm ne varsa
Hasretle tutacak elini

Cehennemin  - akmayan
Aklın cinnetine her başvurduğunda
Kendini tekrarlayan bir “an”
Olduğunu anlayacaksın
Seni cehenneminde tutan umut
Akvaryumun olacak
Karışmış misina gürültüsüyle uyanacaksın güne
Radyoda  
“sen kimseyi sevmedin sevemezsin”
Çalacak

Diline düşecek sakarlığım
Yazdığın mektuplarda
Kekeme bir kadın bulacaksın



Yanık




Tesadüfün sevgilisi olan
Zamana kıyarak koşar
Her satır başında
Kimsesiz anılar

Melekesini kaybeder şehir
Sokaklarına hüzzam basar
Kederinden değil
Yapraklarından kanar

Nefret ile özlem
Barışamaz bu cenkte
Biri öldüğüne
Diğeri gömdüğüne yanar



İkrar



Parça tesiri yapıyor gidişin
Bir çatal ilk lokmada bükülüyor
Rüzgâr kesiveriyor kendini
Anlam boşluğa
Yüzün sonsuz çoğalan aynalara düşüyor

İhmal ile
İhtimal arasında akan zaman
Duruveriyor

Susuveriyor
Meyil ile medet arasında dolaşan
Enstrüman




Can yanığı




Öpünce geçmiyor can yanığı
Ne yapsan ne etsen kar etmiyor
Ruhuna çekilen zımpara
Bulamıyor son vedayı atacak yüzeyi 

Devrik bir cümleden beter 
Darbe yemiş toprağını sulamak
Yeniden can vermek eşe dosta
Güne, sesindeki güvene

Darbe, bir karşı susuş şimdi
Kenara alınmış zaman
Ne oyuna girecek gücü var
Ne pozisyonu geri alacak ümidi
Zaman, bir zaman…

Bitince geçmiyor can yanığı
Darbe ve zaman
Asılsız bir haber gibi tutuyor adını
Küpürleri boynuna dolanmış
Asıldıkça tekmeliyor
Can yanığını




firar



Gölgesinde bir yüzün
Uzak anılar oturur
Rüyasında firar eder zaman 
Odasının bir ucundan diğer ucuna

Sehpaya oturur elleri
Temas eder müzikle
Rüzgârını boşlamış
yelkenliler kadar

Aynasında bir yüzün
Uzak yollar kırılır
Baktığına değil
Kandığına inanır



Blog Arşivi