1. Beyazıt
Beyazıt’ta bir medresede
Ezan okunurken baktım sana
Yüzümüzde soluganlar
Her havaya kapalı kuytunda
Zincirimi tarayan yapraklar
“Kalk gidelim”
Tereddüt etmedim
Sen kalktın ben kaldım
Dönüp ardına bakmadın
Kurduğun melodram
Devrildi cezvesinden
Boşaldı medrese
Yağmurun ayılttığı toprak kokusuydu zaman
2. Boğaz
Nefs-i mütalaaydı
Elimi bırakışın
Hicretini arayan gözlerinden
Akıntısına kapılarak
Ansızın gelip geçtim
Aksayan her adımda
Sarsılıyordu
Mukayese hanene yazdığın
Sicilim
Öncesinde bileğini kavradığım şehrin
Boğazına düğümleniyordu
Bildiklerim
Kararsız kıyıların tecridiydi
Yoktu bana ihtiyacın
Yürümenin, yolunu kat etmekten başka
Her şeye dönüştüğü anlam:
Atların bir koşması vardır
Uçurtmaların
En çok gözlerinden koşar bir kadın
Gün gelir ansızın dönüp bakar
Bakarsın ki
Nefs-i hakikatindir artık
Avcunda biriken yaşlar
3. Pus
Ayasofya’da sustuğun
Dalgınlıkmış
Dargınlık diyelim
İnceldiği yerden kırılan
Ayrılık böyle başlar
Gidenler tez üşür
Kalanlardır cüret eden
Böyle seslenir yalanlar
En çok gözlerinden koşar bir kadın
Gerer ipini
Pikesindeki uçurtmanın
Beyazıt’ta bir medresede
Ezan okunurken baktım sana
İmdadıma feryat
Pus oldum Ah'ıma.
4. Veranda
Verandada kolona yaslanmış
Denize bakıyordum
Bakmanın, yolunu kat etmekten başka
Her şeye dönüştüğü anlam:
Denizlerin bir koşması vardır
Mesafelerin
Kısalmak ve tutunmak için
Kapılır dalgaların köpüğüne
Yükünü boşaltmış
Koşar Ahde’ne
Uyansan
Masmavi bir adam görecektin.