İmha




Saflığıma verin
Ben her şeyi
Kendimden öncekine kaybettim
Sonrakine borçlandım
Aldırış etmedim
Üşümeyi öğrendiğim gün kapanmış
Size çıkan yollar, sayfalar

Ölmenin de bir tarzı vardır
Bütün gülümsediklerinizden kuşandığı
Bunu en çok Geyikler bilir
İhanetine küsenler
Bozgununu şaka zannedenler
Kibriyle susup öfkesiyle baş edebilenler
Yaşamak için birbirinize iyi nedenler verin

Çok oldu
Bildiğim her şeyi unuttum
Küçük bir takanın kıçında bıraktım hepsini
Demirlik yerinde
Denizin merhemine
Ayın karanlığına emanet ettim
Sabah yeli
Poyraz kırıntısı
Misina gürültüsü
Yelken basılacak gün değil!
Mazeretim var mahal yok endişeye
Yeri geldiğinde yaşlı bir kurt gibi çıkarım inimden
Bozarım lütfunu kıyametimin
İki kalp arasında kurulmuş tuzakları patlatarak
Koşarım imha’ma
Siz ‘safmış’ dersiniz
Ben lanetime yorarım
‘sakarmış’ dersiniz
Bileğimi büken cesaretimdir oysa

Mecburum, söylemeliyim:
Şimdiki zaman hiç yaşanmadı
Bir varsayımdı birbirimize baktığımız anlar
Duyduğumuz sesler alıntı
Işık oyunu gördüğümüz siluetler
İçimizden geçenler ise…
O mesele çoktan kapandı

Her itiraz
Toplu bir intihar ihtimali
Sirenlerini kapattı ambulanslar
Sela’lar sustu
Son sözler yanıldı
Cenaze merasimine katılanlar
Ölü taklidi yapan melekler
Şimdiki zaman demiştim
Hiç yaşanmadı, yanılmış olabilirim:
Matematiksel bir eğridir Umut
Katsayısından Akbabaların ürperdiği

İmha bir irtifadır
İntifada
Yalnızlık sürekli bir ölüm.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Blog Arşivi