yakılacak sesim var
rüzgâr geçitlerinde sabık hayalim
elim avcumu yerken tuttuğum
günlükler
yaprak yaprak açılan defterden
dudak izleri kanlı bir mızıka!
balıklar
eve döndü
kapı çalınca usulca yana attığı
başı
ne güzel!
kendini bilmez yorgunlukla
ağırlıyor
koca bedenini divan
patates yumruları gibi
birbirini doğuran alışkanlıklar oluyor
ev hali
(montaj görüntüler)
dilimiz kesilse bıçakla konuşacağız
bıçağı konuşturacağız
sakin
sakin
ele geçirilmemiş cesaretimiz var
çünkü
balıklar eve dönünce
duvarda iz bırakacak kanımız
iyi de biz hangi yağmur sonrasıyız
nıç nıç nıç yaparak geçiyorsunuz
üzerimizden
demek deniz bitti
balıklar eve döndü
bize ait odalarda, bize ait
acılarla oyalanırken
akvaryumla çıka geldi biri
burada daha iyi yaşarlar dedi
yaşarsınız demek istedi
bir yaprak koptu günlükten
kedimiz beşinci kattan aşağı kaçtı
ezik begonyalarda
miyav miyav
süsü
derken bir şehirden diğerine
yumuşakçalardan eklembacaklılara
ölüm de var derler ya
geçildi
saati saatine tamamdı yakamoz
rahip istavroz çıkardı
istilaya açık hudutlarımızdan
ne varsa götürüldü
sonra geri getirildi
solungacı kırık
bir balık
istesek de dönemeyiz
sevdiğimiz sulara
bir kez mührü bağlandı yazgımızın
bozkırda yol gösteren yok
dikenlerimizden değil ama bulanık
sulardan yorgunuz
rüzgârın diliyle ilerliyor
damağımızı acıtan kırıntıları
ayıklıyoruz maviliklerde
balıklar eve döndü
denizlere, denizlere!
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder