Eğer bensem




aşk kendimi telafi etme çabasıydı
dönüşsüz inatçıydım
kaşlarımda hoyrat bir çığlık
şövalye mührü basılmıştı kanıma

artık rüzgârla dağılmıyor saçlarım
aşka şartlı sebeplerim
gıyabımda iyidir şahsen tanımam
hal hatır sorulacak gibi de değilim

el sallayıp geçen çocuk:
kim bilir ne hoş bir ismin var senin de

indirin duvardan anıları
kalamış’tan denize salın
korkmayalım ölümden
mavidir hep gözleri
                     denize bakan ihtiyarın

her anı belleğimde gezindikçe acıyan enstrüman
anlat be kadın!
senin de sevdiğin vardı
fiğ tarihinde taşlıtarla yokuşunda vurulduğun
 ‘deniz pavyon’da pezevenklik eden
            gaffar üldegil
            değil miydi?
aşinalığıyla tanıştık gözlerimizin

bensem sözlerini geciktiren
tanık olduğum aşklarda
yerim olmadığı içindir, bağışlayın
sıram geldiyse, anıldıysa ismim
çekilirim aynı acıdan
sarmam bu yaramı da


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Blog Arşivi